Eylül 25, 2017

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER 6. AZINLIK SORUNLARI FORUMU’NA KATILAN RODOS PROF. DR. MUSTAFA KAYMAKÇI ADALARDA YAŞAMAKTA OLAN TÜRKLERİN SORUNLARINI ANLATTI.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER 6. AZINLIK SORUNLARI FORUMU’NA KATILAN RODOS, İSTANKÖY ve ONİKİADA TÜRKLERİ KÜLTÜR ve DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI PROF. DR. MUSTAFA KAYMAKÇI ADALARDA YAŞAMAKTA OLAN TÜRKLERİN SORUNLARINI ANLATTI.

Türk ve Dünya Kamu Oyu’nda, Batı Trakya Türk Azınlığı’na kıyasla Rodos ve İstanköy’de yaşayan Türklerinin sorunları çok daha az biliniyor. 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan’a bırakılan adalarda yaşayan Türklerin Yunanistan tarafından “Yunan Müslümanları” olarak nitelendiriliyor. Türklere yönelik asimilasyon politikaları ne yazık ki devam ediyor. Bugün Türklerin dini, kültürel, ekonomik ve eğitim alanında yaşadığı sorunlar giderek çözümü zor bir boyut kazanmış durumdadır.

Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan Türkler’in birçok sorunları var. Bunlar sırasıyla; Vatandaşlık Sorunu, Eğitim ve Türkçe Öğrenme Hakkı, Din ve İbadet, Osmanlı Türkleri’nden Kalan Kültürel Mirasın Korunması, Vakıflar Sorunu, Nefret ve Baskı Ortamı gibi konular altında özetlenebilir.

Adalarda Yaşayan Türkler’in Vatandaşlık Sorunu

Türkler’in pek çoğu, kültürel kimliklerinin kabul görmemesi, şiddet ve nefret ortamını yaratılması, iş kurma ve gayrimenkul satın almalarına izin verilmemesi gibi nedenlerle Türkiye’ye göç etmiş bulunmaktadır. 1950’den sonra adadan ayrılan bu kişilere Rodos’a dönmeyeceklerine dair belge imzalatılmıştır. Adada kalan Türkler ise vatandaşlıktan çıkarılma korkusu ile uzun yıllar adadan ayrılamamıştır. Bu kişiler adadan ayrılmak istediklerinde önce yabancılar şubesine giderek Yunanistan’a tekrar giriş vizesi almak durumunda kalmışlardır. Bu durumdaki kişilere yalnızca 30 gün süre ile adadan ayrılmalarına izin verilmiş bulunmaktaydı.

Eğitim ve Türkçe Öğrenme Hakkı

Rodos’ta Türkçe eğitim veren son okullardan biri olan Süleymaniye Medresesi’nin adı, 1972 yılında Rodos 13. Şehir İlkokulu olarak değiştirilmiş ve o tarihten itibaren ise Türkçe eğitim tamamen yasaklanmıştır.

Din ve İbadet

Adaları,1912’den sonra işgal eden İtalya, yerel kararname ile Rodos’ta bulunan müftülük makamını tanımıştır. Bu durum uzunca bir süre Yunan Hükümetleri’nce de sürdürülmüştür. Ancak 1990 yılında cemaat idare heyetinin süresinin dolmasının ardından yerine yeni kişiler atanmamıştır. Bugün dini anlamda, adadaki Türk azınlığı temsil edilmemektedir.

Osmanlı Türkleri’nden Kalan Kültür Mirası

Osmanlı Türkleri’nden kalan kültür mirasımızın bakımı ve tamirlerine izin verilmemekte, tamirler göstermelik olmakta ve eserler zamanın tahribatına bırakılmaktadır. Rodos’ta bulunan camiler ise tadilat gerekçesi ile kapatılmış bulunmaktadır. Bugün yalnızca İbrahim Paşa Camii ibadete açıktır. Murat Reis Külliyesi’nin avlusuna  belediye konservatuarı inşa ediliyor.

Vakıflar Sorunu

Rodos ve İstanköy’de yaşayan Türklere ait vakıflar gayrı menkullerinden, ticari kuruluşlar ile aynı oranda emlak vergisi alınmaktadır. Bu da, uygulamanın ne kadar ayrımcı olduğunu gösteriyor. Diğer yandan Yunan hükümetleri, Evkaf Dairesi’ne sürekli masraflar yaptırarak elindeki arazileri ve malları sattırmakta, Evkaf Dairesi güçsüzleştirilmektedir.

Nefret ve Baskı Ortamı

Geçmişten günümüze değin Rodos ve İstanköy’de Türklere karşı nefret ve baskı ortamı sürdürülmüştür. Kıbrıs Hareketi sırasında birçok Türk’ün işkence gördüğü, bir Türk’ün de öldürüldüğü biliniyor. Bugün için nefret ve baskı ortamı azaltılmış gibi görünüyor. Bununla birlikte Rodos ve İstanköy’de baskı ortamı yerel basında yer alan haberler ile sürdürülüyor.

Son söz yerine

Türk-Yunan dostluğunun sürekli ve kalıcı olma durumu, Yunan hükümetlerine bağlıdır. Ayakları sağlam yere basmayan dostluk söylemleri kimseyi yanıltmamalıdır. Bir temel gerçeğin Yunan hükümetlerince kabul edilmesiyle barış kalıcı olabilir. O da barışın karşılıklı menfaat ilişkileri üzerine kurulmasından geçmektedir.

Barışın bu temel gerçek üzerinde kurulması için Yunan hükümetlerinin yapması gereken işler, Rodos ve İstanköy Türkleri açısından özetle şunlar olmalıdır;

Birincisi, Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’daki kültürel eserlerin korunmasına, bakım ve onarımına Yunan hükümetlerinin özen göstermesidir.

İkincisi, Rodos ve İstanköydeki soydaşlarımızın Türk kimlikleri kabul edilmeli ve kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini engelleyen baskılara son verilmelidir. Şimdiki durumda bu adalarda yaşayan Türkler salt Müslüman kimlikleriyle kabul edilmektedirler.

Üçüncüsü, Rodos ve İstanköyde yaşayan Türk çocuklarına Türkçe öğrenim ve eğitim yapma hakkı sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı

Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı