Mayıs 29, 2017

 “Süleymaniye Medresesi’nde  Yıkımı Durdurun”

Derneğimiz, Rodos, İstanköy ve Onikiadalardan göç  ederek Türkiye’ye yerleşen Türkler arasındaki dayanışmayı sağlama, ortak kültür ve gelenekleri yaşatma ve adalardaki Osmanlı Türklerinden kalma eserler ile Ada Türkleri’nin kültürel kimliklerinin korunmasına katkıda bulunacak çalışmalar yapmak üzere kurulmuştur. Çalışmalarımızı gerçekleştirirken amaçlarımızdan birinin de Türk ve Yunan Halkları arasında dostluk ve işbirliğinin geliştirilmesine yardımcı olma olduğuna inanmaktayız.

Bu bağlamda her iki ülke arasında dostluğun sağlam temellere oturtulmasının, öncelikle ilişkilerde sorun olan konuların çözümünden geçtiğini görmeliyiz. Bu sorunlar çözülmeden, kalıcı ve sürekli bir barışın kurulamayacağını herkesin bilmesinde yarar vardır.

Rodos ve İstanköy Türklüğü açısından çok önemli gördüğümüz bu sorunları şöyle sıralayabiliriz;

  1. Osmanlı Türkleri’nden kalan kültür mirasımızın bakımı ve tamirlerine izin verilmemekte, tamirler göstermelik olmakta ve eserler zamanın tahribatına bırakılmaktadır.

Örneğin Rodos adasında ünlü Süleymaniye Medresesi yıkılmak istenmektedir. Yunan hükümeti Süleymaniye Medresesi’nin altında bulunan eski St. Jean Kilisesi’nin ortaya çıkartılmasını bahane ederek medresenin temelini kazmaya başlamış ve bu okulu kapatmıştır. Aslında bu medrese, Rodos Türkleri’nin kurmuş oldukları Evkaf Dairesi’ne aittir, ancak daha sonra medreseye yasal bir kılıf bulunarak Yunanistan Kültür Bakanlığı el koymuş bulunmaktadır. Süleymaniye Medresesi, Türk çocuklarına ilk, orta ve lise eğitimi vermek üzere 1876 yılında inşa edilmiş tarihi bir binadır. Öğrencilerinin yüzde sekseninin Türk çocukları olması nedeniyle ilköğretim okulu işlevini sürdüren ve Türkçe eğitim yapan Süleymaniye Medresesi, 1972 yılında Yunan hükümetince gerekçesiz kapatılmıştır.

Rodos adasının en görkemli yerinde bulunan bu eğitim binasının yıkılmasına izin verilmemelidir.

Yunan hükümetinden Süleymaniye Medresesi’nin temelindeki kazıyı durdurarak yıkıma engel olmasını talep ediyoruz.

Uluslararası Topluluğa da Rodos ve İstanköy’deki Osmanlı Türklerinden kalan eserlerin artık insanlığın kültürel mirası olarak kabul etmelerini istiyoruz.

Türkiye’nin antik çağa ait kültürel mirasa sahip çıkması, koruması ve bakımı ne kadar gerekli ve önemli ise Yunanistan’ın da Osmanlı Türklerinden kalan kültürel mirasa sahip çıkması, koruması ve bakımı o kadar gerekli ve önemlidir.

  1. Süleymaniye Medresesi’nin yıkılmasına bağlı olarak bir önemli konuyu da kamuoyuna ve uluslararası topluluğa bildirmekte yarar görmekteyiz. Rodos ve İstanköy’de Osmanlı Türklerinden kalan kültür mirasının korunması amacıyla kurulan Evkaf Dairesi vardır. Ancak Yunan hükümetleri, Evkaf Dairesi’ne sürekli masraflar yaptırarak elindeki arazileri ve malları sattırmakta, Evkaf Dairesi güçsüzleştirilmektedir. Yunan Hükümetleri bu uygulamayı, ne yazık ki bazen kendilerine verilen emanete ihanet eden kişileri Vakıf Yönetim kurullarına atayarak gerçekleştirmektedir.

Sonuç olarak Osmanlı Türklerinden kalan camiler, okullar, türbeler, imaretler, çeşmeler gibi eserler zamanın tahribatına bırakılarak yıkılmaları istenmektedir. Bunlara ek olarak Süleymaniye Camisi de örnek olarak verilebilir. Süleymaniye Camisi’ne göstermelik olarak kurulan onarım iskeleti, camide restorasyon yapılıyor görüntüsünü vermekte, ancak caminin diğer yüzü yıkılmaya bırakılmaktadır. Bu işlem on yılı geçkin süredir devam etmektedir.

  1. Rodos ve İstanköy’deki Türkçe eğitim yapan okullar başta Süleymaniye Medresesi olmak üzere tamamen kapatılmış durumdadır, buna bağlı olarak soydaşlarımız Yunan okullarında seçmeli ders olarak bile kendi anadillerini öğrenmekten mahrumdurlar. İnsanların en doğal haklarından biri olan anadilleriyle eğitim yapma hakkı Onikiadalardaki soydaşlarımıza verilmemektedir.

Türklere anadilleriyle eğitim hakkı vermeyen Yunanistan, sadık bir Yunan yurttaşı olan Türklerin kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini de engellemektedir.

  1. Benzer sorunlar, Batı Trakya Türkleri için de geçerlidir.
  2. Türk-Yunan dostluğundan söz eden Yunan hükümeti yetkilileri, bir yandan da Yunan Dış Politikası’nda hiçbir şeyin değişmediğini açıklamaktadır. Örneğin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ne karşı “düşmanca bir tutum göstergesi” olarak Rum yönetimiyle birlikte askeri manevralar düzenlemektedir.
  3. Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB)’ne üye olarak kabulü Kıbrıs ve Ege sorunu öne çıkartılarak Yunan hükümetince engellenmektedir.
  4. Yunanistan Türkiye’ye karşı sürekli silahlanmaktadır.

Bu sorunlar daha da arttırılarak sıralanabilir.

Türk-Yunan dostluğunun sürekli ve kalıcı olma durumu, Yunan hükümetlerine bağlıdır. Ayakları sağlam yere basmayan dostluk söylemleri kimseyi yanıltmamalıdır. Bir temel gerçeğin Yunan hükümetlerince kabul edilmesiyle barış kalıcı olabilir. O da barışın karşılıklı menfaat ilişkileri üzerine kurulmasından geçmektedir. Barışın bu temel gerçek üzerinde kurulması için Yunan hükümetlerinin yapması gereken işler; Rodos ve İstanköy Türkleri açısından özetle şunlar olmalıdır;

Birincisi, Rodos, İstanköy ve Onikiadalardaki kültürel eserlerin korunmasına, bakım ve onarımına Yunan hükümetlerinin özen göstermesidir. İvedilikle Süleymaniye Medresesi’nde yıkımı durdurmalı ve Süleymaniye Camisi’nin onarımında göstermelik ve göz boyayıcı davranışlardan kaçınmalıdır.

İkincisi, Rodos ve İstanköydeki soydaşlarımızın Türk kimlikleri kabul edilmeli ve kültürel kimlikleriyle örgütlenmelerini engelleyen baskılara son verilmelidir. Şimdiki durumda bu adalarda yaşayan Türkler salt müslüman kimlikleriyle kabul edilmektedirler.

Üçüncüsü, Rodos ve İstanköyde yaşayan Türk çocuklarına en azından ilköğretim düzeyinde Türkçe eğitim yapma hakkı sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı

Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı

1824 Sokak No2/C (Girne Tren Geçidi Yakını) Yıldırım Apt. Karşıyaka, İzmir